news-details

Kalın: İsrail üzerindeki baskıyı artırmalıyız

Vakıfbank 970x250

Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı Prof. Dr. İbrahim Kalın, Uluslararası Stratejik İletişim Zirvesi'nde (STRATCOM) bir konuşma yaptı.

MİT başkanı Kalın'ın konuşmasından satır başları şu şekilde:

"Türkiye olarak sadece Lübnan’da değil, Filistin topraklarında da bir oldubittiyle Filistinlilerin topraklarının elinden alınmasını, Gazze ve Batı Şeria’da yaşanan ihlallerin görmezden gelemeyiz.

Teselsülden başlayan ve birbirini tetikleyen gelişmeler neticesinde bugün savaş, İran’ın ötesinde tüm Körfez bölgesine yayılmış durumdadır. İran’a yapılan saldırılar ne kadar yanlışsa Körfez bölgesine yapılan saldırıların da amaca hizmet etmediğini ifade etmeliyiz. Körfez bölgesindeki dost ve kardeş ülkelerle yaptığımız istişarelerde; bu savaşın bir an önce sona ermesi, bölgenin kendi dinamiklerini esas alan bir perspektifle hareketle hareket etmemiz gerektiğinin altını çiziyoruz.

İran’ın Körfez ülkelerine yaptığı saldırılar kabul edilemez ama savaşı başlatan ana aktörün kim olduğunu unutmamalıyız. Bunun için de İsrail üzerindeki baskının artırılması, savaşı başlatan ana aktör üzerinde yoğunlaşılarak bu savaşın bir bölgesel savaşa ve küresel krize dönüşmesini önlemek için çaba sarf etmemiz gerekiyor.

Bir müzakere masası kurulması için Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, Dışişleri Bakanlığımız ve bizlerinde girişimleriyle günlerdir yoğun bir çaba içerisindeyiz. Pakistanlı kardeşlerimizin bu konuda uzattıkları yardım elini sonuna kadar destekliyoruz.

Bu görüşmelerin olması için bir zeminin oluşması gerekiyor. Bu konuda Pakistanlı kardeşlerimizin de yetkin bir çaba çıkartacağından kuşkumuz yok. Fakat savaştan önce olduğu gibi savaş başladığından beri, her türlü müzakere girişimini, diyalog açma çabasını sabote eden İsrail’in burada da son iki günde yaptığı saldırılarla bu girişimleri boşa çıkartmak için yoğun bir gayret içerisinde olduğu görüyoruz.

Bu savaşı bitirmek için elimizden gelen çabayı göstermeye devam edeceğiz. Savaş bittikten sonra da bölgedeki kalıcı hasarın bir an önce toparlanması, kalıcı hasar oluşmaması, bölgede kendi dinamiklerimizi esas alan bir güvenlik mimarisinin oluşturulması için bir çalışma yapmak durumunda kalacağız.

Bu süreci yönetirken Cumhurbaşkanımızın liderliğinde ve ilgili tüm kurumlarımızla birlikte ülkemizin güvenliği için stratejik konumlanması, bölgesel perspektifi için önemli dersler çıkartıyoruz. Bu dersler neticesinde ülkemizin güvenlik duvarını güçlendiriyor, dayanıklılık vasfımızı kuvvetlendirmeye çalışıyoruz.

Çağımızın en büyük yanılgılarından bir tanesi, bilgi çağı diye ifade ettiğimiz şeyin aslında bir enformasyon yani malumat çağı olduğudur. Malumatın bol olduğu, bilginin giderek azaldığı, hikmetin ise ortadan kalktığı bir çağda yaşıyoruz.

Enformatik cehaletten, enformatik felakete gittiğimiz bir dönemden geçiyoruz. Her gün milyarlarca bilgi datasının üretildiği ama mahiyetinin, istikametinin bilinmediği, anlaşılamadığı, sorunlarımıza deva olmayan bir bilgi yığınıyla karşı karşıya bulunuyoruz. Zira tek başına malumat üretmek, insanın hedefine ulaşması için yeterli değil. Tek başına bilgi de yetmiyor, hikmete sahip olmak gerekiyor. O yüzden bilginin ve bilgiyi işleme tarzınızın da sağlam ve güçlü olması gerekir.

Türkiye olarak, bilgiyi hakikatten, hakikati varlıktan, gücü hak ve adaletten, hikayeyi anlam ve istikametten ayırmadan yolumuza devam edeceğiz. Temel çabamız ve gayretimiz; hikayeyi evrensel bir dille anlatmak ama hikayemizin bütün coğrafyamızın ve bütün insanlığın da bir hikayesi olduğunu fark ederek, kavrayarak, bize kulak vermeye gönlü olan herkesle paylaşmak olacaktır."

  Hibya Haber Ajansı